top of page

İNÖNÜ BATIĞI

Belgesel sinema, gerçekliği estetik ve etik bir çerçevede ele alarak geleceğe aktarma sorumluluğu taşıyan bir anlatım biçimidir. Günlük yaşamdan kültürel değerlere, doğa olaylarından bireysel hikâyelere kadar geniş bir alanı kapsar ve tüm bu unsurları görsel hafızaya dönüştürür. 2002 yılında ilk belgesel filmimi hazırladığım günden 2013 yılına kadar geçen süreçte, kaybolmaya yüz tutmuş değerleri, yaşamın içinde var olan ama giderek görünmez hale gelen hikâyeleri belgeleyebilme kaygısıyla üretmeye devam ettim. Bu süreçte altı belgesel ve bir kısa film gerçekleştirdim. Her film, benim için bir öğrenme ve dönüşüm aşaması oldu. Bu yolculuğun altıncı durağı ise “İnönü Batığı” oldu. Bu film, memleketim Karamürsel’de gerçekleştirilen bir gemi batırma törenini konu alıyor. Aslında proje, oldukça basit bir niyetle başladı: Karamürsel Su Altı Sporları Derneği’ne giderek bir tanıtım filmi yapmak istediğimi söyledim. Ancak süreç ilerledikçe bu fikir, bir belgesel çalışmasına dönüştü. Dalgıçlığa olan ilgim üniversite yıllarına kadar uzanıyordu. O yıllarda su altı belgeselleri üzerine fikirler üretmiş, ancak gerçekleştirme imkânı bulamamıştım. Yıllar sonra denizle yeniden kurduğum bağ, beni bu projeye yaklaştırdı.

Karamürsel’de denize girdiğim bir gün, KARSAD derneğinden Ozan Dinçer ile yaptığımız sohbet, sürecin başlangıcı oldu. Ardından 11 Ağustos 2013’te ilk dalışımı gerçekleştirdim. Bu deneyim, su altına olan ilgimi daha da derinleştirdi. Dalış sonrasında yapılan bir sohbet sırasında gemi batırma projesinden haberdar oldum. Bu fikir, belgesel için güçlü bir görsel ve anlatı potansiyeli taşıyordu. Süreç içerisinde gerekli izinler alındı ve 24 Aralık 2013 tarihinde törenin gerçekleştirileceği kesinleşti.

Söz verdiğim gibi, tüm ekipmanımı alarak çekim için Karamürsel’e gittim. 24 Aralık sabahı, hem dalış ekibi hem de çekim ekibi olarak hazırlıklarımızı tamamladık. Ben balkon kameramanı olarak görev aldım. Selim Işık tekne çekimlerini üstlenirken, sponsorluk desteğiyle gemiye yerleştirilen aksiyon kameralarıyla farklı açılar elde edildi. Recep Şen ise su altı çekimlerinden sorumluydu. Tören başladıktan kısa bir süre sonra gemi kontrollü bir şekilde batırıldı. Yüzeyden yaptığım çekimler güçlüydü; ancak asıl merak ettiğim su altı görüntüleriydi. Görüş mesafesinin netleşmesi için birkaç saat beklemek gerekiyordu. Öğleden sonra yapılan dalışla kameralar çıkarıldı ve görüntüler elde edildi. Bu görüntüleri izlediğim an, filmin potansiyelini daha net gördüm.

Elde ettiğimiz tüm kayıtları alarak İstanbul’a döndüm ve kurgu sürecine başladım. Kendi çekimlerim, aksiyon kameralarından gelen görüntüler ve diğer ekip arkadaşlarının kayıtlarını bir araya getirerek filmin yapısını kurdum. Kurgu sürecinde özellikle bir hikâye akışı oluşturmayı hedefledim. İzleyiciyi ilk anda yakalayacak bir giriş sahnesiyle başlayıp, geminin batırılma sürecini adım adım kurarak ilerledim. Öğrencilik yıllarımdan itibaren edindiğim kurgu bilgilerini bu projede farklı bir biçimde uygulama fırsatı buldum.

Sonuçta 9 dakika 27 saniyelik bir belgesel ortaya çıktı. Bu filmde anlatım dili olarak müziği ön plana çıkardım. Görüntülerin ritmini destekleyen, duyguyu taşıyan bir müzik seçimiyle hikâyeyi güçlendirmeyi amaçladım. 25 Aralık’tan 29 Aralık’a kadar geçen beş günlük yoğun bir çalışma süreci sonunda film tamamlandı.

“İnönü Batığı”, benim ilk su altı belgesel deneyimim oldu. Bu çalışma, sadece bir geminin batırılma hikâyesi değil; aynı zamanda benim için su altı dünyasına açılan bir kapıydı. İlerleyen süreçte dalış eğitimlerimi geliştirerek su altı belgesel çalışmalarına devam etmeyi hedefliyorum.

Şenay Ertorun

31.12.2013

18.25

bottom of page