top of page

KISA BİR MOLA...

Yirmi gündür, eskiden üyesi olduğum bir meslek birliğinin düzenlediği festivalde, “Hayalet Deniz” adlı eserimin bilinmesine rağmen ekoloji bölümüne alınmaması moralimi ciddi şekilde bozmuştu. Ne yazmam gereken senaryoya odaklanabiliyor, ne de hayatın akışına kendimi bırakabiliyordum. “Umutsuzluk” kelimesi adeta gelip yakama yapışmıştı.

Her şeyi bırakmayı, üretmemeyi düşünüyordum. 2005 yılında hocamın telefonda “Sana kamera yok” diye bağırıp yüzüme kapattığı anın ardından verdiğim uzun mücadelenin bile artık bir anlamı kalmamış gibi geliyordu.

Tam da bu noktada bir şey değişti. Sanki içimde bir ışık yandı. SESAM’ın düzenlediği “Sinemada Yapay Zekâ Sempozyumu”, arkadaşım Ezgi Kızmaz’ın “Pazartesi Senaryo Kulübü” kapsamında gerçekleştirdiği “Tavşan İmparatorluğu” özel gösterimi ve söyleşisi ile Aslı Atasoy’un “Kitabın Rüyası” belgeselinin gösterimi ve söyleşisine katılmam, içimdeki o “umutsuzluk” duygusunu silmeye başladı.

İnsanın kendini eğitmesi sadece çekim yapmakla olmuyor. Bazen yazmak, bazen de başkalarının üretim süreçlerine tanıklık etmek, onların deneyimlerinden beslenmek insana çok şey katıyor. Bu üç gün boyunca kendime alan açtım ve yoluma farklı bir perspektiften bakmaya karar verdim.

Telif haklarıyla ilgili güncel sorunları, yakın gelecekte yapay zekâyla üretilebilecek hatta halihazırda üretilen eserleri izleyerek bilgilerimi tazeledim. En önemlisi, üretme heyecanımı yeniden kazandım.

Bir hedefim vardı. Ve o hedef için mücadele etmeye devam etmeliydim.

Yapay zekâyla video üretimi üzerine denemeler yaparken, uğruna mücadele ettiğim sinema tutkusundan vazgeçemeyeceğimi bir kez daha anladım. Kendimi geliştirebileceğim bu alandan kopmak mümkün değildi.

Üstelik eser üretme konusunda çekinceleri olan insanlarla yaptığım sohbetlerde, onların beni gördüğünü ve değer verdiğini hissettim. Belki de tam da bu yüzden, yola devam etme kararım daha da netleşti.

Şenay Ertorun

5.04.2026

Saat: 18:18

bottom of page